top of page

CHANEL Haute Couture Sonbahar/Kış 2026

  • 25 Tem
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 7 gün önce

Hayatımı ben yarattım; çünkü bana sunulan hayat beni tatmin etmiyordu."

— Gabrielle Chanel


7 Temmuz'da gerçekleşmiş olan CHANEL'in Sonbahar/Kış 2026 Haute Couture koleksiyonunun ilk çıkış ve ilham noktası Gabriel Chanel'in bu sözleri oluyor.


Gaby and the Beanstalk

Moda Faaliyetleri Kreatif Direktörü Matthieu Blazy'nin, Chanel için oluşturduğu ikinci Haute Couture koleksiyonu olan "Gaby and the Beanstalk"un ilham yolculuğu, Blazy'nin Gabrielle Chanel'in kişisel kütüphanesinde bulunan "Les Fées, Contes des Contes" adlı masal kitabını keşfetmesiyle başlıyor. Ardından başarılı tasarımcı, "Gabrielle Chanel'in de hayatı bir masal olabilir miydi?" sorusundan yola çıkarak küçüklüğümüzün büyülü masallarını bu koleksiyona yansıtmak istiyor. Ortaya çıkan tasarımlar ise adeta bir peri masalının içinde hissettiren, taşıyanın üzerinde Blazy'nin ilham aldığı kitabın sayfaları gibi hikâye anlatan büyülü tasarımlar oluyor.

Haute Couture'un sadece gösterişli parçalardan ibaret olmadığını, aynı zamanda hikâye anlatan tasarımlarla da öne çıkabileceğini gösteren bu koleksiyon, bir giysinin yalnızca nasıl üretildiğini değil, nasıl yaşandığını ve nasıl anlam kazandığını da keşfe çıkıyor.


Masal Referansları

İlhamını Jack ve Fasulye Sırığı, Goldilocks ve Üç Ayı, Oz Büyücüsü gibi klasik masallardan alan koleksiyon, Chanel'in kusursuz işçiliği ile birleştirerek ortaya en ince detaylarına kadar düşünülmüş masalsı bir koleksiyon çıkarıyor.


Koleksiyonun dikkat çeken özelliği ise ilhamını masallardan almış olmasına rağmen parçalarda doğrudan kostüm estetiği yaratmak yerine bu referanslara küçük semboller ve detaylar aracılığıyla yer vermeleri oluyor. Ayakkabı topuklarına tırmanan sarmaşıklar, uyuyan ayı şeklindeki minaudière çantalar, yavru ördekten kuğuya dönüşen düğmeler...

Blazy'ye göre Haute Couture'un gerçek büyüsü dış görünüşünde değil, iç dünyasında yatıyor. Bunu da tasarımlarında sadece giysiyi giyen kişinin görebileceği; ceketlerin içine notlar, küçük objeler, renkli astarlar gibi küçük tasarımsal detaylara yer vererek gösteriyor. Hayal gücü ile işlev arasındaki dengeyi ince bir şekilde kuran bu koleksiyon, parçaların günlük hayatta ve birçok durum için tercih edilebilirliğini kolaylaştırıyor.


Koleksiyonda ufak gözüken ancak anlamı çok güçlü olan bir diğer figür ise saksağan kuşu oluyor. Küçük hazineleri toplamayı seven bu kuş gibi, koleksiyondaki giysiler de gündelik hayattan toplanan anıları ve objeleri bünyesinde biriktiriyor. Ceketlerin içine işlenen küçük notlar, ceplere yerleştirilen objeler, uğur tılsımları ve minik hatıralar; her giysiyi sahibine özel bir hikâyeye dönüştürüyor. Tasarımcıya göre Haute Couture'un gerçek değeri, yalnızca görünen işçilikte değil; giysi ile onu giyen kadın arasında kurulan kişisel bağda yatıyor.


Defile Atmosferi

Defilenin gerçekleştirildiği mekân, tasarımcıların koleksiyonlarının hikâyesini ve izleyicide uyandırmak istedikleri duyguyu aktarmak için kullandıkları en güçlü araçlardan biri.

Chanel de Sonbahar/Kış 2026 Haute Couture koleksiyonunda bu anlatım gücünü etkili bir şekilde kullanarak koleksiyonun yalnızca kıyafetlerin tasarımından ibaret olmayıp sunumun ne kadar önemli olduğunu kanıtlıyor. Yeşil sarmaşıklar ve rengârenk çiçeklerle donatılan defile alanı, izleyicilere adeta bir masalın içine adım atmış hissi veren büyülü bir atmosfer sunuyor.

CHANEL Sonbahar/Kış 2026 Haute Couture koleksiyonu, her bir parçasıyla bizi masalların büyülü dünyasına çekiyor. Kusursuz işçiliği ve tasarımlardaki kişisel detaylarıyla couture'un gerçek değerinin onu giyen kişinin hikâyeleriyle anlam kazandığını gösteriyor.

bottom of page