top of page

Neden Tiffany değil Türk Mavisi (Turkuaz)

  • 7 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Marka logosunu görmemize bile gerek kalmadan aklımıza direkt lüks mücevher markası Tiffany’i getiren, hatta Pantone’un özel olarak bu rengi Tiffany’nin kurulduğu yılın tarihiyle adlandırdığı “1837 Blue”, popüler ismiyle “Tiffany Blue”ya, ben Turkuaz demeyi tercih ediyorum.

Her ne kadar markanın kimliği ile özdeşleşmiş olsa da rengin asıl tarihine baktığımızda, tekstil dünyasındaki popülerliğinin artmasının en önemli nedenlerinden birinin Türklerin giyim, süslenme ve ticaret alışkanlıkları olduğunu görüyoruz.


16.yüzyılda ticaretin kalbi olan Osmanlı İmparatorluğu’na Orta Asya’dan getirilen ve renge adını veren firuze taşı, Kapalıçarşı’daki tezgâhlarda yer alıyordu.

Avrupalı tasarımcılar ve saray terzileri bunu çoğunlukla Türk tüccarların tezgâhlarında gördükleri için bu taşa “pierre turquoise” (Türk taşı) demeye başladılar ve zamanla bu isim türeyerek rengin kendisini tanımlamak için “Turkuaz” olarak kullanılmaya başlandı. Yani renk, adını kaynağından değil, onu dünyaya tanıtmış olan Türklerden aldı.

Osmanlı modası, canlı renkleri ve kumaş kalitesi ile her zaman Avrupalıları büyülemiş ve etkilemiştir. Osmanlı sarayına gelen Avrupalı elçiler, burada gördükleri ve etkisi altında kaldıkları şeyleri raporlayarak kendi ülkelerine iletiyorlardı. Saray modası da bunlardan biriydi. Elçiler, sarayda giyilen kumaşların kalitesini ve özellikle renklerinin canlılığını raporlarında “göz kamaştırıcı” olarak nitelendirdi.

Elçilerin raporlarında yazılanlar ve çizimler, Avrupa aristokrasisinde Türk mavisini üst düzey bir lüks ve entelektüellik göstergesi hâline getirdi.


İşin ironik tarafı ise tarihin adeta tekerrür etmesi. Firuze taşı Türklere ait değildi; ancak Avrupa onu Türk tüccarlar aracılığıyla tanıdığı için renk adını Türklerden aldı. Aradan yüzyıllar geçti ve bu kez aynı başarıyı Tiffany yakaladı. Kökeni kendisine ait olmayan bu mavi tonu öylesine güçlü bir marka kimliğiyle özdeşleştirdi ki bugün birçok kişi o rengi gördüğünde aklına ilk olarak Tiffany geliyor. Bir zamanlar Avrupa'nın Türklerle özdeşleştirdiği bu renk, bugün aynı algıyı bir marka üzerinden yeniden yaratıyor. Değişen şey rengin kendisi değil; insanların onu kiminle özdeşleştirdiği.

bottom of page